Akkuş açıklamasında, “Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir.
Cumhuriyetimizin, demokrasimizin, laikliğin, halkçılığın, sosyal adaletin ve örgütlü halk mücadelesinin en
köklü siyasal kurumudur.
Bu partide görev almak, yalnızca bir makamı üstlenmek değildir. Cumhuriyet Halk
Partisi’nde görev almak; tarihe, Cumhuriyet değerlerine, örgüt hukukuna, üyelerimizin iradesine ve
halkımıza karşı sorumluluk taşımaktır.
30 Haziran 2026 tarihli Merkez Yönetim Kurulu kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale İl Başkanı
olarak görevlendirilmiş bulunuyorum. Bu görevlendirmeyi şahsım adına bir makam, koltuk ya da kişisel bir
kazanım olarak değil; partimizin Çanakkale’deki kurumsal varlığını, örgüt bütünlüğünü, parti içi
demokrasiyi ve halkla bağını güçlendirme sorumluluğu olarak görüyorum.
Bugün bu görevi kabul etmemin temel nedeni; geçmişte yaşanan kırgınlıkları büyütmek, kimseyle
hesaplaşmak ya da bir rövanş duygusuyla hareket etmek değildir. Tam tersine, geçmişte yaşananlardan
ders çıkararak Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye, örgüte ve sandığa dayalı demokratik anlayışın
güçlenmesine katkı sunmaktır.
2024 yerel seçimleri öncesinde yaşananları, bugün ismim üzerinden yeniden gündeme getirildiği için
söylüyorum. Bunu geçmiş defterleri açmak, kimseyle kişisel hesaplaşmaya girmek ya da yeni bir tartışma
başlatmak için değil; kamuoyunda oluşturulmak istenen yanlış algıya karşı gerçeği ifade etmek için dile
getiriyorum.
2024 yerel seçimleri öncesinde memleketim Gelibolu’ya hizmet etmek amacıyla Cumhuriyet Halk
Partisi’nden belediye başkanlığı aday adaylığı başvurusunda bulundum. O süreçte şahsımın ve birçok
partilimizin temel talebi, adayın örgüt iradesiyle, üyelerin katılımıyla, demokratik bir ön seçimle
belirlenmesiydi.
Bizim o günkü itirazımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hedefi atanarak
kendine yer belirlemek isteyenler ve iş birlikçilerinin üyeye sandık kurdurmamasınaydı. Bizim itirazımız,
yönteme idi. Biz “şu kişi aday olsun, bu kişi adayolmasın” demedik. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin
geleneğine yakışan şekilde sandığınkurulmasını, üyeye güvenilmesini ve aday kim çıkarsa çıksın bütün
örgütün onun arkasında birleşmesini savunduk.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nde aday belirlemenin en meşru yolu, örgütün iradesinebaşvurmaktır.
Çoklu adayın bulunduğu yerlerde üyeye sandık kurulması, parti içi demokrasinin gereğidir. Üyenin
iradesine başvurmak, partiyi zayıflatmaz; tam tersine partiyi güçlendirir, örgütü kenetler ve adayın
toplumsal meşruiyetini artırır.
Ne yazık ki Çanakkale’de, Gelibolu’da ve Kavakköy’de aday belirleme süreçlerindeörgütün önüne sandık
konulmaması, parti içi demokrasi açısından ciddi kırgınlıklara yolaçmıştır. O gün üyeye sandık kurulmuş,
aday belirleme süreci örgütün iradesiyleyürütülmüş olsaydı, sonuç ne olursa olsun partililerimizin vicdanı
daha rahat olacak,örgüt çok daha güçlü biçimde kenetlenecekti.
Bu süreçte haklı itirazlarımız karşısında kapılar yüzümüze kapatıldı. Parti içi demokrasitalebimiz dikkate
alınmadığı gibi, bu sürece itiraz eden yol arkadaşlarımız üzerinde disiplin ve ihraç baskısı oluşturuldu.
Böyle bir ortamda, memleketimize hizmet etme irademizden vazgeçmemiz, haksızlığa sessiz kalmamız
ve seçmenin önüne çıkma hakkımızı tamamen terk etmemiz beklenemezdi.
Belediye Meclis üyesi olduğum seçimde birlikte ittifak yaptığımız İYİ Parti’den aday olmasürecim,
Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı alınmış keyfi bir tavır değil; parti içi demokrasinin işletilmediği, ön seçim
talebimizin yok sayıldığı ve tüm yolların kapatıldığı ağır bir haksızlık ortamında ortaya çıkan zorunlu bir
demokratik yol arayışıydı. Ben o gün CHP’ye karşı değil, CHP’de sandıksızlığa karşı siyaset yaptım.
Bu geçişi zorunlu hale getiren, şahsi bir tercih değil; kişisel ikbalini ön plana alanların örgüt iradesini yok
sayarak yarattıkları keyfi uygulamalardır. O dönem Çanakkale il başkanı ve Gelibolu ilçe başkanı, örgütün
önüne sandık koyarak bir demokrasi şöleni yaratmak yerine, belediye başkan adaylarının genel merkezde
atama yöntemiyle belirlenmesi için aktif rol aldı.
Oysa Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine yakışan tavır; çoklu aday bulunan yerlerde üyeye güvenmek,
sandığı kurmak ve çıkan sonucun arkasında tüm örgütle birlikte durmaktı.
Bugün bazı çevrelerce şahsım “Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaybettiren kişi” gibi gösterilmeye
çalışılmaktadır. Oysa bir seçim sonucunu tek bir kişiye yüklemek, yaşanan siyasal süreci, örgüt içindeki
kırgınlıkları, aday belirleme yöntemine ilişkin haklı itirazları ve örgüt iradesinin yok sayılmasının yarattığı
sonuçları görmezden gelmektir. Nitekim aynı durum 4 Belediye Başkan Aday Adayının yarıştığı Çanakkale
İl Merkezinde de yaşanmıştır. 2019 yerel seçimlerinde ön seçimle belirlenen başkan adayımız %60,73
oy alırken, 2024 atama yoluyla belirlenen başkan adayı %39,7 oy alarak Çanakkale de seçim kaybedilme
riskinin yaşanmasına neden olmuştur. Gelibolu ile ilgili konuya geldiğimizde ise sayın Levent Gürbüz’ün
Gelibolu’da yanlış aday tercihinde bulundukları yönünde sorumluluğu üzerine aldığı açıklaması da
mevcuttur.
Seçimler bittikten sonra en büyük temennim, bu süreçten ders alınması ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde
hiçbir partilinin bir daha böyle bir haksızlık duygusuyla karşı karşıyabırakılmamasıydı. Parti içi
demokrasiye, örgüt iradesine ve ön seçim kültürüne verilenzararın görülmesini, bu hataların tekrar
edilmemesini samimiyetle arzu ettim.
Ancak bugün gelinen noktada, parti içi demokrasi, örgüt iradesi ve ön seçim mücadelesini daha güçlü
biçimde sürdürme sorumluluğu tarafıma verilmiştir. Bu nedenle bu görevden kaçamazdım. Çünkü bu görev
benim için yalnızca bir il başkanlığı görevi değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye güvenen, sandığı esas
alan ve örgüt iradesini merkeze koyan anlayışın Çanakkale’de güçlü biçimde temsil edilmesi
sorumluluğudur.
Genel Başkanımızın katıldığı televizyon yayınında ifade ettiği kurultay süreci, tüzükkurultayı ve ön seçimin
zorunlu hale gelmesine dönük irade, benim için önemli bir umutışığı olmuştur.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde ön seçimin esas hale gelmesi, üyelerin karar süreçlerine
doğrudan katılması ve aday belirleme süreçlerinin şeffaf, eşit, adil ve demokratik biçimde yürütülmesi için
yapılacak her düzenlemenin destekçisi olacağım.
Bugün bu sürecin içerisinde yer almamın en önemli nedenlerinden biri budur: Cumhuriyet Halk Partisi’nde
parti içi demokrasi mücadelesini sürdürmek, ön seçimi istisna değil kural haline getirecek anlayışı
desteklemek ve Çanakkale örgütünde üyeye güvenen bir siyaset kültürünü hâkim kılmak.
Önümüzdeki kurultay ve örgütsel süreçlerde temel hedefimiz; parti içinde eşitliği, adaleti, katılımı ve
demokratik rekabeti sağlamaktır. Hiçbir üyemizin kendisini dışlanmış, yoksayılmış veya kapıların yüzüne
kapatıldığı bir siyasal ortamda hissetmesini istemiyoruz.Cumhuriyet Halk Partisi, kapıları kapatan değil;
üyelerine, gençlerine, kadınlarına,emekçilerine ve halkına kapılarını sonuna kadar açan bir parti olmalıdır.
Bu süreçte görevimiz, partimizin belirleyeceği kurultay ve örgüt seçimlerini parti içi eşitliğisağlayarak,
demokratik meşruiyeti güçlendirerek ve örgütün tüm kesimlerine güvenvererek gerçekleştirmektir. Her
üyemizin eşit söz hakkına sahip olduğu, hiçbir adayın yada partilinin dışlanmadığı, herkesin kendisini
Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin onurlu birparçası olarak gördüğü bir siyasal iklimi oluşturmak zorundayız.
Kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük değildir. Makamlar, görevler ve kişisel hesaplar geçicidir;
Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği, örgüt iradesi ve halkımıza karşı sorumluluğu kalıcıdır. Bu
nedenle partimizin zarar görmesine, kurumsal işleyişinin engellenmesine ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin
Çanakkale’deki varlığının zayıflatılmasına müsaade etmeyeceğiz.
Parti içi demokrasiye inanan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü geleneğine sahip çıkan,bu zor günlerde
partisine omuz vermek isteyen tüm üyelerimizi bu mücadeleye destekolmaya davet ediyorum. Bu
mücadele bir kişinin ya da bir grubun mücadelesi değildir.
Bu mücadele; üyeye güvenen, sandığı esas alan, örgüt iradesini savunan ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni
halkla daha güçlü buluşturmak isteyen tüm partililerin ortak mücadelesidir.
Bugün partimizi yıpratmaya, kurumsal işleyişini durdurmaya veya Cumhuriyet HalkPartisi’nin
Çanakkale’deki çalışmalarını sekteye uğratmaya dönük her türlü girişime karşısorumluluk bilinciyle
hareket edeceğiz. Ancak öncelikle bunu kavga ederek, ötekileştirerek, kişisel polemiklerle değil; parti
terbiyesiyle ve örgüt disipliniyle yapacağız.
Eleştiren, itiraz eden, farklı düşünen tüm partililerimizin söz hakkına saygı duyuyoruz. Ancak parti
disiplinine aykırı eylem ve davranışlarla Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’de zarar görmesine izin
vermeyeceğiz. Partimizin kurumsal kimliğini, örgüt hukukunu ve halkla bağını koruyacağız. Bunu yaparken
de asla ayrıştırıcı, kırıcı ve intikamcı bir dil kullanmayacağız. Bizim siyasetimiz kavga siyaseti değil;
örgütü toparlama, üyeyi dinleme, halkla buluşma ve çözüm üretme siyasetidir.
Buradan bütün partililerimize çağrım şudur:
Gelin, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ön seçimi, örgüt iradesini ve üyeye güvenen siyaset anlayışını birlikte
güçlendirelim. Gelin, Çanakkale’de CHP’yi iç tartışmaların değil, halkın sorunlarına çözüm üreten güçlü bir
örgütlenmenin adresi yapalım.
Ben Koray Akkuş olarak; geçmişte Gelibolu ilçe yönetiminde görev yapmış, Cumhuriyet
Halk Partisi’nden belediye meclis üyesi seçilmiş, 2024 yerel seçimleri sürecinde parti içidemokrasiyi ve
ön seçimi savunmuş bir partili olarak bugün de aynı noktadayım.
Bugün de mücadelem; partimizi daha demokratik, daha katılımcı, daha şeffaf, daha eşitlikçi ve Çanakkale
halkıyla daha güçlü bağ kuran bir örgüt yapısına kavuşturmaktır.
Görevimiz; CHP’yi Çanakkale’de kavganın değil, demokrasinin; kırgınlığın değil, örgüt birliğinin; içe
kapanmanın değil, halkla buluşmanın adresi yapmaktır."
Koray Akkuş
