Gündem
Giriş Tarihi : 01-07-2026 18:29   Güncelleme : 01-07-2026 19:15

CHP Çanakkale İl Başkanlığı’na atanan Koray Akkuş’tan açıklama

Cumhuriyet Halk Partisi’nde (CHP) yaşanan gelişmelerin ardından Çanakkale İl Başkanlığı görevine atanan Koray Akkuş, ilk açıklamasını yaptı.

CHP Çanakkale İl Başkanlığı’na atanan Koray Akkuş’tan açıklama

 

 

 

Akkuş açıklamasında, “Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesidir.

Cumhuriyetimizin, demokrasimizin, laikliğin, halkçılığın, sosyal adaletin ve örgütlü halk mücadelesinin en

köklü siyasal kurumudur.

 

Bu partide görev almak, yalnızca bir makamı üstlenmek değildir. Cumhuriyet Halk

Partisi’nde görev almak; tarihe, Cumhuriyet değerlerine, örgüt hukukuna, üyelerimizin iradesine ve

halkımıza karşı sorumluluk taşımaktır.

 

30 Haziran 2026 tarihli Merkez Yönetim Kurulu kararıyla Cumhuriyet Halk Partisi Çanakkale İl Başkanı

olarak görevlendirilmiş bulunuyorum. Bu görevlendirmeyi şahsım adına bir makam, koltuk ya da kişisel bir

kazanım olarak değil; partimizin Çanakkale’deki kurumsal varlığını, örgüt bütünlüğünü, parti içi

demokrasiyi ve halkla bağını güçlendirme sorumluluğu olarak görüyorum.

 

Bugün bu görevi kabul etmemin temel nedeni; geçmişte yaşanan kırgınlıkları büyütmek, kimseyle

hesaplaşmak ya da bir rövanş duygusuyla hareket etmek değildir. Tam tersine, geçmişte yaşananlardan

ders çıkararak Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye, örgüte ve sandığa dayalı demokratik anlayışın

güçlenmesine katkı sunmaktır.

 

2024 yerel seçimleri öncesinde yaşananları, bugün ismim üzerinden yeniden gündeme getirildiği için

söylüyorum. Bunu geçmiş defterleri açmak, kimseyle kişisel hesaplaşmaya girmek ya da yeni bir tartışma

başlatmak için değil; kamuoyunda oluşturulmak istenen yanlış algıya karşı gerçeği ifade etmek için dile

getiriyorum.

 

2024 yerel seçimleri öncesinde memleketim Gelibolu’ya hizmet etmek amacıyla Cumhuriyet Halk

Partisi’nden belediye başkanlığı aday adaylığı başvurusunda bulundum. O süreçte şahsımın ve birçok

partilimizin temel talebi, adayın örgüt iradesiyle, üyelerin katılımıyla, demokratik bir ön seçimle

belirlenmesiydi.

 

Bizim o günkü itirazımız Cumhuriyet Halk Partisi’ne değil, Cumhuriyet Halk Partisi’nde hedefi atanarak

kendine yer belirlemek isteyenler ve iş birlikçilerinin üyeye sandık kurdurmamasınaydı. Bizim itirazımız,

yönteme idi. Biz “şu kişi aday olsun, bu kişi adayolmasın” demedik. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’nin

geleneğine yakışan şekilde sandığınkurulmasını, üyeye güvenilmesini ve aday kim çıkarsa çıksın bütün

örgütün onun arkasında birleşmesini savunduk.

 

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nde aday belirlemenin en meşru yolu, örgütün iradesinebaşvurmaktır.

Çoklu adayın bulunduğu yerlerde üyeye sandık kurulması, parti içi demokrasinin gereğidir. Üyenin

iradesine başvurmak, partiyi zayıflatmaz; tam tersine partiyi güçlendirir, örgütü kenetler ve adayın

toplumsal meşruiyetini artırır.

 

Ne yazık ki Çanakkale’de, Gelibolu’da ve Kavakköy’de aday belirleme süreçlerindeörgütün önüne sandık

konulmaması, parti içi demokrasi açısından ciddi kırgınlıklara yolaçmıştır. O gün üyeye sandık kurulmuş,

aday belirleme süreci örgütün iradesiyleyürütülmüş olsaydı, sonuç ne olursa olsun partililerimizin vicdanı

daha rahat olacak,örgüt çok daha güçlü biçimde kenetlenecekti.

 

Bu süreçte haklı itirazlarımız karşısında kapılar yüzümüze kapatıldı. Parti içi demokrasitalebimiz dikkate

alınmadığı gibi, bu sürece itiraz eden yol arkadaşlarımız üzerinde disiplin ve ihraç baskısı oluşturuldu.

Böyle bir ortamda, memleketimize hizmet etme irademizden vazgeçmemiz, haksızlığa sessiz kalmamız

ve seçmenin önüne çıkma hakkımızı tamamen terk etmemiz beklenemezdi.

 

Belediye Meclis üyesi olduğum seçimde birlikte ittifak yaptığımız İYİ Parti’den aday olmasürecim,

Cumhuriyet Halk Partisi’ne karşı alınmış keyfi bir tavır değil; parti içi demokrasinin işletilmediği, ön seçim

talebimizin yok sayıldığı ve tüm yolların kapatıldığı ağır bir haksızlık ortamında ortaya çıkan zorunlu bir

demokratik yol arayışıydı. Ben o gün CHP’ye karşı değil, CHP’de sandıksızlığa karşı siyaset yaptım.

 

Bu geçişi zorunlu hale getiren, şahsi bir tercih değil; kişisel ikbalini ön plana alanların örgüt iradesini yok

sayarak yarattıkları keyfi uygulamalardır. O dönem Çanakkale il başkanı ve Gelibolu ilçe başkanı, örgütün

önüne sandık koyarak bir demokrasi şöleni yaratmak yerine, belediye başkan adaylarının genel merkezde

atama yöntemiyle belirlenmesi için aktif rol aldı.

 

Oysa Cumhuriyet Halk Partisi geleneğine yakışan tavır; çoklu aday bulunan yerlerde üyeye güvenmek,

sandığı kurmak ve çıkan sonucun arkasında tüm örgütle birlikte durmaktı.

 

Bugün bazı çevrelerce şahsım “Cumhuriyet Halk Partisi’ne kaybettiren kişi” gibi gösterilmeye

çalışılmaktadır. Oysa bir seçim sonucunu tek bir kişiye yüklemek, yaşanan siyasal süreci, örgüt içindeki

kırgınlıkları, aday belirleme yöntemine ilişkin haklı itirazları ve örgüt iradesinin yok sayılmasının yarattığı

sonuçları görmezden gelmektir. Nitekim aynı durum 4 Belediye Başkan Aday Adayının yarıştığı Çanakkale

İl Merkezinde de yaşanmıştır. 2019 yerel seçimlerinde ön seçimle belirlenen başkan adayımız %60,73

oy alırken, 2024 atama yoluyla belirlenen başkan adayı %39,7 oy alarak Çanakkale de seçim kaybedilme

riskinin yaşanmasına neden olmuştur. Gelibolu ile ilgili konuya geldiğimizde ise sayın Levent Gürbüz’ün

Gelibolu’da yanlış aday tercihinde bulundukları yönünde sorumluluğu üzerine aldığı açıklaması da

mevcuttur.

 

Seçimler bittikten sonra en büyük temennim, bu süreçten ders alınması ve Cumhuriyet Halk Partisi’nde

hiçbir partilinin bir daha böyle bir haksızlık duygusuyla karşı karşıyabırakılmamasıydı. Parti içi

demokrasiye, örgüt iradesine ve ön seçim kültürüne verilenzararın görülmesini, bu hataların tekrar

edilmemesini samimiyetle arzu ettim.

 

Ancak bugün gelinen noktada, parti içi demokrasi, örgüt iradesi ve ön seçim mücadelesini daha güçlü

biçimde sürdürme sorumluluğu tarafıma verilmiştir. Bu nedenle bu görevden kaçamazdım. Çünkü bu görev

benim için yalnızca bir il başkanlığı görevi değil; Cumhuriyet Halk Partisi’nde üyeye güvenen, sandığı esas

alan ve örgüt iradesini merkeze koyan anlayışın Çanakkale’de güçlü biçimde temsil edilmesi

sorumluluğudur.

 

Genel Başkanımızın katıldığı televizyon yayınında ifade ettiği kurultay süreci, tüzükkurultayı ve ön seçimin

zorunlu hale gelmesine dönük irade, benim için önemli bir umutışığı olmuştur.

 

Cumhuriyet Halk Partisi’nin her kademesinde ön seçimin esas hale gelmesi, üyelerin karar süreçlerine

doğrudan katılması ve aday belirleme süreçlerinin şeffaf, eşit, adil ve demokratik biçimde yürütülmesi için

yapılacak her düzenlemenin destekçisi olacağım.

 

Bugün bu sürecin içerisinde yer almamın en önemli nedenlerinden biri budur: Cumhuriyet Halk Partisi’nde

parti içi demokrasi mücadelesini sürdürmek, ön seçimi istisna değil kural haline getirecek anlayışı

desteklemek ve Çanakkale örgütünde üyeye güvenen bir siyaset kültürünü hâkim kılmak.

 

Önümüzdeki kurultay ve örgütsel süreçlerde temel hedefimiz; parti içinde eşitliği, adaleti, katılımı ve

demokratik rekabeti sağlamaktır. Hiçbir üyemizin kendisini dışlanmış, yoksayılmış veya kapıların yüzüne

kapatıldığı bir siyasal ortamda hissetmesini istemiyoruz.Cumhuriyet Halk Partisi, kapıları kapatan değil;

üyelerine, gençlerine, kadınlarına,emekçilerine ve halkına kapılarını sonuna kadar açan bir parti olmalıdır.

 

Bu süreçte görevimiz, partimizin belirleyeceği kurultay ve örgüt seçimlerini parti içi eşitliğisağlayarak,

demokratik meşruiyeti güçlendirerek ve örgütün tüm kesimlerine güvenvererek gerçekleştirmektir. Her

üyemizin eşit söz hakkına sahip olduğu, hiçbir adayın yada partilinin dışlanmadığı, herkesin kendisini

Cumhuriyet Halk Partisi ailesinin onurlu birparçası olarak gördüğü bir siyasal iklimi oluşturmak zorundayız.

 

Kimse Cumhuriyet Halk Partisi’nden büyük değildir. Makamlar, görevler ve kişisel hesaplar geçicidir;

Cumhuriyet Halk Partisi’nin kurumsal kimliği, örgüt iradesi ve halkımıza karşı sorumluluğu kalıcıdır. Bu

nedenle partimizin zarar görmesine, kurumsal işleyişinin engellenmesine ve Cumhuriyet Halk Partisi’nin

Çanakkale’deki varlığının zayıflatılmasına müsaade etmeyeceğiz.

 

Parti içi demokrasiye inanan, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklü geleneğine sahip çıkan,bu zor günlerde

partisine omuz vermek isteyen tüm üyelerimizi bu mücadeleye destekolmaya davet ediyorum. Bu

mücadele bir kişinin ya da bir grubun mücadelesi değildir.

 

Bu mücadele; üyeye güvenen, sandığı esas alan, örgüt iradesini savunan ve Cumhuriyet Halk Partisi’ni

halkla daha güçlü buluşturmak isteyen tüm partililerin ortak mücadelesidir.

 

Bugün partimizi yıpratmaya, kurumsal işleyişini durdurmaya veya Cumhuriyet HalkPartisi’nin

Çanakkale’deki çalışmalarını sekteye uğratmaya dönük her türlü girişime karşısorumluluk bilinciyle

hareket edeceğiz. Ancak öncelikle bunu kavga ederek, ötekileştirerek, kişisel polemiklerle değil; parti

terbiyesiyle ve örgüt disipliniyle yapacağız.

 

Eleştiren, itiraz eden, farklı düşünen tüm partililerimizin söz hakkına saygı duyuyoruz. Ancak parti

disiplinine aykırı eylem ve davranışlarla Cumhuriyet Halk Partisi’nin Çanakkale’de zarar görmesine izin

vermeyeceğiz. Partimizin kurumsal kimliğini, örgüt hukukunu ve halkla bağını koruyacağız. Bunu yaparken

de asla ayrıştırıcı, kırıcı ve intikamcı bir dil kullanmayacağız. Bizim siyasetimiz kavga siyaseti değil;

örgütü toparlama, üyeyi dinleme, halkla buluşma ve çözüm üretme siyasetidir.

 

Buradan bütün partililerimize çağrım şudur:

Gelin, Cumhuriyet Halk Partisi’nde ön seçimi, örgüt iradesini ve üyeye güvenen siyaset anlayışını birlikte

güçlendirelim. Gelin, Çanakkale’de CHP’yi iç tartışmaların değil, halkın sorunlarına çözüm üreten güçlü bir

örgütlenmenin adresi yapalım.

 

Ben Koray Akkuş olarak; geçmişte Gelibolu ilçe yönetiminde görev yapmış, Cumhuriyet

Halk Partisi’nden belediye meclis üyesi seçilmiş, 2024 yerel seçimleri sürecinde parti içidemokrasiyi ve

ön seçimi savunmuş bir partili olarak bugün de aynı noktadayım.

Bugün de mücadelem; partimizi daha demokratik, daha katılımcı, daha şeffaf, daha eşitlikçi ve Çanakkale

halkıyla daha güçlü bağ kuran bir örgüt yapısına kavuşturmaktır.

Görevimiz; CHP’yi Çanakkale’de kavganın değil, demokrasinin; kırgınlığın değil, örgüt birliğinin; içe

kapanmanın değil, halkla buluşmanın adresi yapmaktır."

 

Koray Akkuş

 

 

 

 

 

 

 

 

 

AdminAdmin

Yönetici