Çanakkale’nin Gökçeada ilçesinde yer alan ve devasa bir kayaya oyularak yapılmış 2 bin 400 yıllık ikiz lahit mezar, eşsiz mimari yapısı ve tarihi derinliğiyle dikkat çekmeye devam ediyor.
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Dekanı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Reyhan Körpe, Imbros Antik Kenti sınırları içerisinde bulunan ve Ege Denizi’ne bakan bir yamaçta yer alan bu önemli kültürel miras hakkında değerlendirmelerde bulundu.
"Bizans Dönemine Kadar Kullanılmış Önemli Bir Antik Yerleşim"
Gökçeada’nın antik dönemlerdeki adının "Imbros" olduğunu belirten Prof. Dr. Reyhan Körpe, adadaki yerleşimin günümüzden yaklaşık 8 bin yıl öncesine, Neolitik Çağ’a kadar uzandığını vurguladı. Imbros’un aynı zamanda adadaki en önemli antik kentin de adı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Körpe, "Bu antik kent günümüzde Gökçeada’daki Kaleköy’ün bulunduğu yerdir. Yani aslında Kaleköy, milattan önce 7. ve 6. yüzyıldan Bizans dönemine kadar kesintisiz kullanılmış oldukça önemli bir antik yerleşim alanıdır." şeklinde konuştu.
"İkiz Şekilde Oyulması İlgi Çekici Yapıyor"
Gökçeada çevresinde son derece ilgi çekici antik kalıntılara rastlamanın mümkün olduğunu aktaran Prof. Dr. Reyhan Körpe, lahit mezarın detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
"Özellikle adanın güneyindeki, yani Ege Denizi’ne bakan yamaç üzerinde bulunan 'ikiz mezar' veya 'ikiz lahit' diyebileceğimiz taş mezar anıtı, Imbros’taki en önemli kalıntılardan biridir. Buradaki lahit aslında doğal kayaya oyularak yapılmıştır. Burada bulunan ikiz mezar, nekropolün bir parçası olup son derece ilgi çekici bir yapı sunmaktadır. Muhtemelen milattan önce 4. yüzyıl ile milattan önce 3. yüzyıl arasına tarihlendirebileceğimiz bu mezar, bölgemizde bulunan pek çok taş mezara benzerlik gösterse de ikiz yapısıyla ayrışmaktadır.
Lahit muhtemelen Bizans döneminde soyulmuş; taş olan kapağı ise inşaat malzemesi olarak kullanılmak üzere yine Bizans döneminde alınıp götürülmüştür. Ancak lahitlerin tekneleri orada bırakılmış ve tahrip edilmeden günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Bu eşsiz yapı, günümüzde Gökçeada’nın önemli sembollerinden biri konumundadır."
